30 Ekim 2009 Cuma

artık sorulara cavap veremiyorum. herzaman olduğu gibi zaman ile çözemediğim bi sorunum var.

1 Ekim 2009 Perşembe

yaklaşık 7 aydır birşey yazmıyorum... ne buraya ne başka bi yere...yazmayı yada içimdekileri kendime anlatmayı bu kadar severken uzun zamandır yazmıyorum. acaba artık kendime bile anlatacak birşeyim yok mu? yada düşündüklerimi itiraf edemiyor muyum? bazen düşündüklerim ve yaptıklarım arasındaki o ince çizgiyi görüyorum... durduruyorum kendimi... durdurmak zorunda kalıyorum... ne vardı sanki durdurmasam kendimi...belkide böyle olması gerek...

işte böyle acaba keşke diyerek 21 yılı geçirdik. sıra 22. yılda mı? şu an hak veriyorum kendime neden yazmadığımı anladım sanırım. bu kadar soruya verecek cevabım yokki.

bu kadar soruya cevap verecek benim yerime düşünecek biri varmı? .......................... sanırım yok. bazen bu kadar soruyu soracak kimsemde yok. işte görüldüğü gibi kendime soruyorum. aynı evi paylaştığın kişilere bile soramıyorsun. ileride evi paylaştığım kişiyede soramazsam. ozman herşey daha kötü bir hal alır. arkadaşlarına sevdiklerine sevgiline sevdiğine soramazsam kiminle paylaşacağım ben düşüncelerimi...

bazen kendi kendime saçmaladığımı düşünüyorum. beni içimdeki ben uyarıyor. ikimiz karar veriyoruz herşeye. çevremde bu kadar kişi varken yalnız kalmayada biz karar veriyoruz. görünürde yanız değilim belki ama ya içimdeki bende beni terk ederse ozaman görünürde yalnız olmasamda gerçekten yalnız kalacağım.

geçmiş gelecek nasıl olur bilmiyorum ama

ŞİMDİLİK YALNIZLIĞI SEÇTİK...

26 Mart 2009 Perşembe

böyle havalardada insanın canı ne yazı yazmak nede başka bişi yapmak istiyo...ama bu cümle hiç olmadı ya neyse... dedim ya insanın canı hiç bişey yapmak istemiyo onu bile silmedim o kadar yani:D neyse yaa konumuz neydi ? aa pardooonn bizim konumuz yoktu ki:D öyle takılıyodum ben :D bugün okula gitmedim ya tatil yaramadı bana... zaten bin türlü dert var hangidiyle ilgilensem şaştım valla... ah kamil hoca ahhhhhh... şimdi birsürü şey denirde bolgu tehlikeye sokmayalım :d neyse yaa bizim konumuz neydi? bizim konumuz yoktu kiii yaaaa:D:D

6 Şubat 2009 Cuma

Bekliyorsun...Birinin gelmesini yada küçücük bir ışığın umut vermesini bekliyorsun.Her günün sonunda, herşeyi tek tek düşünüyorsun,hani derlerya" film şeridi misali gözlerimin önünden geçti hayat" işte aynen öyle düşünüyorsun herşeyi...Sen düşündükçe zaman seni düşünmeden umursamazca geçiyor. Bazen bakıyorsun arkana, gülümsüyorsun, ama karşılık verecek kimsenin olmadığını görerek yıkılıyorsun...Bazende beraber kahkahalar atarak gülüyorsun ama ozamanda , o birtek gülümsemenin sıcaklığını hissedemiyorsun.En sevdiğini bir kere olsun görmek istiyorsun,görüyorsun bu seferde zamana sövüyorsun...

Düşünüyorsun, ama zaman seni düşünmüyor. Yaşın 20,25,45 olsada herzaman zamanın acımasızlığına sövüyorsun. Aslında yanlış yapan sensin. Her geriye baktığında neden sevmedimki, neden elini tutmadımki, neden seni seviyorum demedimki diye aptalca sorular soruyorsun kendine.

Peki burda zamanın suçu ne?

Aptal olan sensin!

Zaman hızlı tamam ama sen neden yavaşsın?

SELDA TEKİN

2 Şubat 2009 Pazartesi

ilk önce saat 8:55 ta uyandırıldım... ısrarla zilin sesini duymamazlıktan geldim ama resmen o kuş beynimde ötüyodu.. canlı olsaydı kesin öldürmüştüm...dayandım ama kalkmadım kapıyı açmaya.. sonra annem kalktı ben kalkmayınca ... gelen babammış... dükkan boşmuş birimizin oraya gitmesini söyledi.... tabi ben aldırmadım kardeşimi gönderdim... o kalktı gitti... ben tekrar uykuya daldım....çeşitli rüyalara tekrar yol aldım...
saat 10:00 yine zil çaldı ..bu sefer karar verdim bu zili sökücem artık.... yok yok bu sefer zil çalmadı pardon uykusuzluktan karıştırdım ben... bu sefer çalan telefondu...olsun onuda sökebilirim bi ihtimal... bunada direndim bi müddet ama bu zile basanlar ve arayanlar herzaman benden daha inatçı oluyolar...hem anneme kıyamadığımdan hemde lanet olsun diyerekten kalktım baktım telefona...arayan dükkana gönderdiğim kardeşimdi...hala gözlerim kapalı konuşuyordum kardeşimle ki "abla babam aradı çarşıya gitmem lazım sen gel dur burda "dedi ve o an cinnet geçirmek(yada getirmek) nedemek anladım...uykumun bölündüğü yetmezmiş gibi bide dükkanda bekliyorum olacak iş değil....

29 Ocak 2009 Perşembe

zaman....bazen çok çabuk geçiyor bazende diyosunki bune yaaa niye geçmiyo bu..ama yavaş sansanda geçiyooo hızlı sansanda .. tutamıyorsun elinde..birsürü kum aldığını düşün eline ama o hep parmaklarının arasından akıp gidiyo.. tutamıyorsun çünkü ...aynen öyle iste tutamıyorsun zamanıda...hem zamanı hem zamanla birlikte gelenleri tutamıyorsun...en son gördüğün kare arkalarını dönüp gittiklerini seyrettiğin kare...yanında olanlar var ama onlar yanında zaten diye düşünüyorsun...hani en son o kumları tutamadığına sinirlenip açıp avuçlarını hızlıca atarsın ya ileri doğru, denizin dalgasıda gelip alır onları,işte aynen öyle oluyor her karenin sonu... yanında olanları yanında sanıyorsun gidenlere üzülüyorsun en sonunda yanında olanlarıda hiç yere sen savuruyorsun..anlamıyorsun çünkü bazı şeyleri... hep onların seni anlamadığını düşünüyorsun ama aslında kendini anlaşılmaz kılan sensin hemde hiç yere...işte bütün herşey burda başlıyor söylediklerinle yaptıkların birbirini tutmuyor .. zamanla sende bu duruma dayanamıyorun bocalıyorsun en sonunda bir bakmışsın o kumları atarken seninde ayağın kaymış...o masmavi deniz birden senin için karanlık oluveriyor....herşeyi zamana ve kendine yakışır yapmalısın... kumlar elinden aktı diye sinirlenme... binlercesi akıp gider ama elbet 1 yada 2 tanesi avuçlarında ve sımsıkı tutmuştur ellerini ... unutma...

18 Ocak 2009 Pazar

bu yürüdüğüm yerlerde hep aynı yak izleri..
hep geçtiğim, bildiğim yollar...

yanımda arkamda kimse yok..

önümde denizin büyüklüğü kadar uzanan bir yol..

ilerliyorum..

arkama bakıyorum bu izleri tanıyorum..

bu sıcak bir o kadar da ıslak toprakta yürürken kimleri hatırladım kimleri andım kimleri özledim...

ve kime seni seviyorum demek istedim..

uzandım ıslak toprağa aldırmadan.

ayaklarımda tuzlu suyun ferahlığı var ama gönlümde çekilmez bir kırılganlık...

ayaklarıma gelen her dalganın verdiği huzuru arıyorum ..

her suyun geri çekilişinde yalnız kalıyorum...

düşünüyorum...

dalganın beni her bırakışında yine "onu" bekliyorum...

bağlanıyorum..

özlüyorum...

ayağa kalkıyorum ve tekrar ayak izlerime bakıyorum...

artık onlarda yoklar..

benim gibi onlarda terketti buraları..

ama geri gelmeliyim ..

bir dalganın ucundayım suyun huzurunu buluyorum ..

bekliyorum...

SELDA TEKİN


ee nerdesin ........................